Enerji, Kuantum, Rezonans vs.
Tanrı oldu Evren, Dua oldu Mantra, İlahi Dil oldu Sanskritçe, Kader oldu Akış, İbadet oldu Yoga, Sevap oldu Enerji.
KUANTUM SAÇMALIĞI
Popüler kültür "Kuantum" kelimesini alıp evrensel sipariş merkezi kurar gibi kullandırıp yeni bir para kazanma yöntemi buldu.
İlk olarak "Biz enerjiden oluştuk, enerjimizi değiştirirsek hayatımız değişir" gibi saçma bir düşünce yaydı. Oysaki biz atomlardan oluşan katı varlıklarız. Saf ışık olmadığımız için enerjiye etkimiz olamaz. Düşünceler ise beynimizde elektrik sinyallerinden oluşan bir enerjidir. Evrene mesaj yollayan radyo sinyalleri değildir.
İkinci olarak neyi düşünürsek onu çekeriz saçmalığını yaydılar. Kuantum enerjisinde değişim ancak ölçüm cihazının parçacığa fiziksel müdahalesiyle olur. Sen ona iyi dilekler dilediğin için değişmez. Evrenin senin ne hissettiğinle, niyetinle ilgilenen bir bilinci yoktur.
Üçüncüsü ise "Pozitif düşünceyle kuantum alanını büküp zenginlik ve sağlık çekebiliriz" saçmalığı oldu. Kuantum atom altı seviyede gerçekleşir. Yaşadığımız dünyada klasik fizik kuralları geçerlidir. Bu kuralı insan bedenine uyarlamaya çalışmak "Kuşlar uçabiliyor, o zaman ben de kollarımı çırparak uçabilirim" demekle aynı mantıksal hatadır.
Fizikte enerji iş yapabilme yeteneğidir, frekans ise dalganın saniyedeki salınım sayısıdır. Bu kişilerin bahsettiği 'pozitif enerji' veya 'yüksek frekans'ın bilimde hiçbir birimi, ölçüm aleti ya da karşılığı yoktur. Ölçülemeyen şey bilim değildir.
SANSKRİTÇE SAÇMALIĞI
İnsan anlamadığı her şeye gizem ve kutsallık atfeder. Birçok coğrafya yıllarca bunu farklı diller üzerinden yaptı. Anlamadığı bir dili evrenin sesi diye dinledi ve Latin alfabesiyle yazdı, sevap kazanıyorum diye kendini kandırdı. Şimdi aynı şeyi Sanskritçe üzerinden yapıyor. Sevabın adı "yüksek frekans ve enerji" oldu sadece. Hepsi aynı hatalı düşünce biçiminin birer varyasyonudur.
Sanskritçe antik Hindistan'da Brahmanların kullandığı, şu an halkının bile anlamadığı bir dildir. Mantralar ise aynı geleneksel dinlerde olduğu gibi, halkın anlamını bilmeden tekrarladığı ritüellerdir. Düşünsenize, Sanskritçenin böyle bir gücü olsaydı tüm Hindistan fakirlikten kıvranır mıydı?
İnsanların bunu yaptığında rahatladığını söylemesi bilimde fonetik plasebo etkisi olarak açıklanır. Yani doktorun hastaya sahte ilaç vermesi gibi, sen onun "gerçek ve güçlü bir ilaç" olduğuna inandığın için, beynin vücuda şifa kimyasalları salgılar ve ağrın gerçekten hafifler. Coğrafya değişir ama cahillik değişmez. Emek harcamadan, eyleme geçmeden, sadece "tılsımlı sözcüklerle" hayatı manipüle edemezsiniz.
REZONANS YANLIŞI
Fizikte Rezonans (Tınlaşım) diye bir kavram gerçekten vardır ama bunun insan düşüncesiyle ya da evrenden sipariş vermekle uzaktan yakından alakası yoktur. Fizikte rezonans için iki fiziksel nesne ve aralarında ölçülebilir, mekanik veya elektromanyetik bir dalga etkileşimi gerekir. Paranın, kariyerin veya bir insanın "frekansı" diye bir şey fizik biliminde yoktur.
Bir opera sanatçısı yüksek bir tonda şarkı söylediğinde elindeki kristal bardağı çatlatabilir. Neden? Çünkü çıkardığı ses dalgasının frekansı, bardağın doğal titreşim frekansıyla eşleşir ve bardak şiddetle titreşerek patlar. İşte rezonans budur: Fiziksel bir ses dalgası, fiziksel bir nesneyi etkiler ama o opera sanatçısı akşama kadar bardağın karşısına geçip "Ben bardağın kırılmasına niyet ediyorum, enerjimi bardağa rezonanse ediyorum" diye düşünse, bardak kırılmaz. Fiziksel bir dalga ve etki yoksa, rezonans da yoktur.
Pierre Franckh gibi fırsatçıların çıkardığı Rezonans Kanunu tarzı kitaplar, Secret kitabı gibi milyonlar satarak onları zengin etti. Her zaman olduğu gibi insanlar kandırıldı ve paraları onların lüks hayatlarını finanse etti.
SOSYETE ETKİSİ
Eğer bu kadar zengin ve eğitimli insan oraya gidiyorsa, bir bildikleri vardır yanılgısı da var. İnsanlar orada aslında kuantum enerjisi veya Sanskritçe öğrenmiyorlar; o elit kulübün bir parçası olma hissini, yani statüyü satın alıyorlar. Yanlış, ambalajı lüksleşince doğruya dönüşmez.
Dünyanın en dahi, en zengin ve en vizyoner insanlarından biri Steve Jobs’tı. Pankreas kanserine yakalandığında, modern tıbbı reddetti. Gitti lüks merkezlerde "alternatif tıp" yöntemleri denedi, özel diyetler, mistik şifacılar, meyve suları ve enerji seanslarıyla tedavi olmaya çalıştı. Sonuç? Hastalık ilerledi ve modern tıbba döndüğünde artık çok geçti. Dünyanın en zeki ve zengin insanı olmak, seni sahte bilimin ölümcül tuzaklarından korumaya yetmiyor.
AMERİKA'NIN SATIŞ TAKTİĞİ
Her şey ilk önce Amerika’da "New Thought" (Yeni Düşünce) adında bir akımla başladı. Bu akımın özü şuydu: "İnsan düşüncesi fiziksel dünyayı değiştirebilir, iyi düşünürsen zengin ve sağlıklı olursun." İşte bugün dilimize pelesenk olan "Çekim Yasası" (Law of Attraction) kavramı ilk kez bu dönemde, bu Amerikalı yazarlar tarafından icat edildi. Yani işin ticari ve bencilce mantığı Doğu'dan değil, 19. yüzyıl Amerika'sından çıktı.
Daha sonra 1960'ların sonu ve 1970'lerde dünya genelinde (özellikle Batı gençliğinde) büyük bir kültürel kırılma yaşandı. İnsanlar geleneksel kilise dinlerinden sıkıldılar ve işte tam bu dönemde "New Age" (Yeni Çağ) akımı patladı. Bu akımı başlatan akıllılar ne yaptı? 19. yüzyıldaki o Amerikan işi "Düşünce gücüyle zengin ol" mantığını aldılar; ama daha havalı ve gizemli görünsün diye üzerine Doğu mistisizmini (Sanskritçe kelimeleri, mantraları, çakraları, yogayı) sos olarak döktüler. Yani 1970'lerde tavan yapan bu akım, Amerikan çıkarcılığı ile Doğu terminolojisinin evlendirildiği evredir.
19. yüzyılda icat edilen, 1970'lerde Doğu sosuna bulanan bu fikir, 2000'li yıllara gelindiğinde Rhonda Byrne adında bir kadının yazdığı "The Secret" (Sır) kitabıyla tüm dünyaya devasa bir endüstri olarak pompalandı. Kitap, "Evren bir katalogdur, isteyin verir" diyerek bu batıl inancı küresel bir çılgınlığa dönüştürdü.
SON SÖZ
Geleneksel din bağı zayıfladıkça insanda devasa bir "anlam boşluğu" doğdu. İnsanlar geleneksel dinlerin kurallarını, günah-sevap kavramlarını ya da muhafazakar yapısını modern hayatlarına uyduramadılar ama içlerindeki 'inanç ve ritüel' ihtiyacı yok olmadı.
Dostlar, bu kuantum, mantra, enerji işleri ne kutsal bir aydınlanmadır ne de bilimsel bir gerçek. Bu, geleneksel bağlarını koparmış ama içindeki inanç boşluğunu dolduramamış modern insanı yakalayan milyar dolarlık bir pazar. Kapitalizm, insanların yalnızlığını ve çaresizliğini aldı, üzerine Sanskritçe ve kuantum sosu döktü ve lüks otellerde 'ruhani aydınlanma' adıyla zenginlere satıyor. O kamplarda temizlenen şey insanların enerjisi değil, sadece cüzdanlarıdır.
Dostlar, unutmayın. Bu işin kökeni gösterilen ve Budizm'in temelini oluşturan Buda bile, zenginliği reddederek o yola girdi. Sarayları, hizmetçileri, eğlenceli ve garantili bir hayatı zaten vardı ama o fakirliği, hastalığı, bir hiç olmayı, hiçliğin içinde yok olmayı seçti.
Sen sen ol, bilime inan, bilimden kopma, çünkü insanlığı karanlıktan çıkaran tek meşale odur.