Kayıtlar

Edebiyat Dergileri

Resim
Edebiyat Dergileri 1- Varlık - Aylık 2- Notos - İki ayda bir 3- Trendeki Yabancı - Online 4- Okur - Üç ayda bir (kitap dergisi) 5- Kitap-lık - İki ayda bir 6- Bozuk - Düzensiz / Fanzin 7- Muhayyel - Aylık 8- Sözcükler - İki ayda bir 9- Virüs - Üç ayda bir 10- Post Öykü - İki ayda bir 11- Sabit Fikir - Aylık (kitap dergisi) 12- Yedi İklim - Aylık 13- Dergah - Aylık 14- Sincan İstasyonu - İki ayda bir 15- Hece Öykü - İki ayda bir 16- Aşkar - Üç ayda bir 17- Hece - Aylık 18- Edebiyat Ortamı - İki ayda bir 19- Orlando - İki ayda bir 20- İkra'r - İki ayda bir 21- Türk Dili - Aylık 22- Budak - İki ayda bir 23- Natama - Üç ayda bir 24- Türk Edebiyatı - Aylık 25- Karabatak - İki ayda bir 26- Sonlu Sonsuz - İki ayda bir 27- Ecinniler - İki ayda bir 28- Marşandiz - Aylık 29- Butimar - Mevsimlik 30- Pathos - Mevsimlik 31- Muhit - Aylık 32- Dil ve Edebiyat - Aylık 33- Ons - Mevsimlik 34- Dog Juice - Mevsimlik 35- Olağan Hikaye - İki ayda bir 36- Lacivert Öykü...

1000Kitap - 1K

Resim
1000Kitap - 1K Edebiyat severlerin bir araya geldiği harika bir sosyal paylaşım platformu var: 1000Kitap . Gerçekten uygulamayı yüklediğim günden beri aktif bir şekilde kullanıyorum ve çok seviyorum. Uygulamada kitaptan başka hiçbir şey yok! ​Okuduğunuz tüm kitapları ekleyip kendi dijital kütüphanenizi her yere yanınızda taşıyabiliyorsunuz. Okuduğunuz kitapları yorumlayabilir, incelemelerinizle başkalarına yön verebilirsiniz. Aynı şekilde siz de yeni bir kitap almadan önce diğer okuyucuların yorumlarını okuyabilir; profesyonel eleştirmenlerin değil, doğrudan sıradan okurların neler hissettiğini samimiyetle anlayabilirsiniz. Üstelik sadece okuduklarınızı değil, okumayı planladığınız kitapları da listenize ekleyebilirsiniz. ​Uygulama sürekli kendini geliştiriyor ve yeni özelliklerle güncelleniyor. Okuyucular arası mesajlaşma, beğendiğiniz altını çizdiğiniz alıntıları paylaşma ve yıllık okuma istatistiklerinizi detaylıca görme gibi imkânları düşünürsek; yok yok bu uygulamada. Uygulamay...

Astroloji Neden Yalan?

Resim
Astroloji Neden Yalan? ​Geçmişte de insanlar ölümden korkuyor, kendinden büyük bir güce sığınmak istiyor ve geleceği bilip felaketlerden kendini korumak istiyordu. Ne bilinmeyeni açıklayacak bilim ne de insanın gizemini anlayacak psikoloji vardı. Cahillik her yüzyılda bu açıktan yararlanmasını bildiği gibi, astroloji adı altında geçmişte de yerini almasını bildi. ​Günümüzde bilim ısrarla astrolojiyi dikkate bile almadığını, ciddiye alınacak bir yapısı olmadığı için üniversitelerde bölümünü bile açmadığını söylemesine rağmen, bu sefer toplumun daha kaymak ve diplomalı bir kesimi yüzyıllar önceki cahilliği ısrarla savunur oldu. ​Bilim, etkinin ancak kuvvetle olabileceğini söyler. Astroloji iddialarını elektromanyetik kuvvet ve kütle çekimsel kuvvete dayandırır. İnsanın eşit sayıda elektron ve protonu olması dolayısıyla yükü yoktur. Yükü ancak bir etkiyle yaratabilir. Mesela iki elinizi birbirine sürttüğünüzde bir etki yaratabilirsiniz. Etki olmadan doğada bir yük olmaz, hatta sıfırdır. Y...

Niçin Okuyamıyoruz?

Resim
Niçin Okuyamıyoruz? ​ Aslında bunun cevabı çok basit. İnsan beyni her zaman kolay olanı tercih eder. Kolay olan ona keyif verir. Vücut çaba harcamadan yaptığı işi, bir ödül mekanizması olarak algılar. Size çalışmadan gelen bir para ya da sağlıklı beslenmek yerine yediğiniz şeker, karbonhidrat gibi düşünün. Vücut kendisini yormayanı tercih eder. Hazır para çalışmanızı gerektirmez ama geleceğinizi baltalar, hazır enerji vücudu sindirimle uğraştırmaz ama kilo yapar. ​Microsoft tarafından yapılan bir araştırma bize durumun vahametini ortaya koydu. 2000 yılında yapılan bir araştırmada insanların ortalama dikkat süresi 12 saniye ölçülürken, bu ölçüm günümüzde 8 saniye olarak saptandı. Oysaki bilim insanları, bir akvaryum balığının (goldfish) dikkat süresinin 9 saniye olduğunu belirtiyor. Yani hepimiz birer akvaryum balığına dönmüşüz ama düşünemediğimiz için bunu bile fark edemiyoruz. ​Aslında bu durum daha da kötüye gidiyor. Farkında mısınız, artık bize tek görsel de yetmiyor. Televizyon izl...

Kelimeler ve Şeyler

Resim
KELİMELER VE ŞEYLER Edebiyattan başka hiçbir şeyin konuşulmadığı bir program. Yazarlar, eserler, dergiler... İzlerken muhabbete siz de dahil oluyor, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Eski kayıtların bulunduğu YouTube TRT 2 sayfasında peş peşe dinleme, izleme imkanına sahip olduğumuz bu programlar, bizler için altın değerinde. ​Adeta bir okul. O kadar çok yazardan bahsediliyor ki programı bitirdiğinizde, edebiyat bilginizin geldiği seviyeye şaşıracaksınız. Üstelik tüm bu bilgi ders niteliğinde değil, bir muhabbet ortamının oluşturulduğu o sıcak hava içerisinde seyirciye aktarılıyor. ​Aslında TRT'de edebiyat programları bir gelenek. Kelimeler ve Şeyler de bu geleneğin bir devamıydı. Bu sefer başında Furkan Çalışkan, Aykut Ertuğrul ve Erkan Şimşek'in olduğu programın emsalleri hâlâ devam etse de ben aynı tadı alamıyorum. Tekrar tekrar izlediğim bu kayıtları izlemenizi tavsiye ederim. Bağımlısı olup, yüz altmış beş bölüm sonra bittiği için üzüleceksiniz.

Kuşlar Bizi Affeder Mi?

Resim
  KUŞLAR BİZİ AFFEDER Mİ? ​Bir rüzgar eser ve iki üç güvercin havada savrulur. Sanki o yüksek binalara çarpacak gibi olurlar da konuverirler aniden cam kenarlarına. Ekmek kırıntıları ya da buğday taneleri aranır dururlar her bir uçuş seviyesinde. İnsan için güzel bir görüntü ve huzur verici bir sesken onların varlığı, kuşlar için de merak konusudur içeride olanlar. ​Her kuş sürüsü bir binayı belirleyerek, insanların anlayamadığı bir paylaşım yapar aslında. Hep aynı kuşların orayı yuva edindiğini, karınlarını doyurmak için binalarını kolaçan ettiğini bilmez insanoğlu. Sadece insanların değil kuşların da yuvası olmuş binalarda, onlar da komşularını tanımak için camın dışından yan yan bakarlar içerilere. ​Abdi de her gün olduğu gibi adını veren Mert’in camında, içeri gözetleyip yemeğinin verilmesini bekliyordu. Mert onu kanatlarındaki hafif mavimsi farklılığından tanımış, sevmiş ve her gün annesiyle besler olmuştu. Kahvaltısını yapar yapmaz Abdi’yi hiç unutmaz, hemen onun da yemeği...

Ters Bank

Resim
TERS BANK Sahile yaklaşıp maviyi görmeye başladığında adımları yavaşladı. Mavinin verdiği huzur, sanki aradığını bulmuş birinin telaşını dindiriyormuş gibi içine dalga dalga yayıldı. İstemsiz, işin doğası gereği insanı maviye çeken ne ise kalbinin hızlı çarpışını dalgaların ağır ritmine uyduran da oydu. ​Yokuş aşağı inerken gözünün önünde daha da büyüyen mavi, yüzünde istemsiz bir gülümseme oluşturuverdi. Gemiler, tüm heybetine rağmen sessiz ve sakin bir tavırla güzelliğin içinde kayboluyor; martılar bu güzelliğin koruyucuları gibi bir ileri bir geri uçup ortalığı kolaçan ediyorlardı. ​O sesi, o sessizliği dinlemek nedensiz bir biçimde giriveriyordu insanın aklına. Mavi kenarında bir bankta, bakışları dalıp gittiğinde onu etkisi altına alacağını biliyordu. Belki de kendini, hiç istemediği şekilde, düşünceleri derin suların karanlığına doğru çekiliyor bulacağını da tahmin ediyordu. O derin sulardan çıkamama riskine rağmen gözleri yine de boş bir bank aradı. ​Sahil boyunca bakınıp bir ye...